22 Ocak 2012 Pazar
20 Ocak 2012 Cuma
Merhaba! http://fizy.com/#s/1loid4
Daha önce de bahsettiğim gibi mesleğime olan sevgimle ilgili(mesleğim diyebilirim artık, oldukça ilginç geliyor ama) kuşkularım vardı. Ve fakat, daha iyi bir şey bulamadığım için herhangi bir şey kadar iyi olduğunu düşünüyordum (kimyagerliğin). Aynı zamanda kimya reaksiyonları yazarken, reaksiyonlar suda oluyorsa reaksiyona giren moleküllerin yanına parantez içinde "aq", amonyakta oluyorsa ise "am" yazabiliyorduk. Bu da benim için bir artıydı.
Fakat daha sonraları(geçen hafta falan haha), insan davranış biçimlerinin oldukça ilgimi çektiğine karar verdim. Belki de cidden bir terapist olmalıydım. Fakat, kısmet hayatta her şey değil mi? Şu anda param olsa, okulu bırakır ya da en azından ara verir 2 sene falan aralıksız antreman yaparım. Kürek çekmek materyal biliminden çok daha mantıklı.
Almanya gerçekten de ilginç bir ülke. Culture Shock modunda yazmıyorum artık. Üniversite tuvaletlerimizde "Out of hygenic reasons this restroom has video surveillance" yazıyor mesela gerçekten de. Aynı zamanda gerçekten de her şeye para ödemek gerekiyor. Örneğin internete girebilme yeteneği olan bir bilgisayara sahipseniz ayda 6 euro ödemeniz gerekiyor. Televizyonunuz varsa, kullanmıyorsanız dahi 18 euro gibi bir şey ödemeniz gerekiyor. Falan filan, 1. dünya ülkesi sorunları sanırım. Hala fakir moddayım ak.
We had our differences with the Chinese in the past. Ama, aşırı muhafazakar olmayan Çinliler'in ayakkabıları genelde çok güzel oluyor nedense. Ugg'lar güzel lan ayrıca ehe. Şu şeydeki gibi ayakkabıları çok seviyorum bu arada, alacağım, Kanye West'in All of the Lights klibinde giydiği gibi. Ayrıca Çinliler her şeye atlayıp süper insanlar olduklarını göstermeye çalışmıyorlar.
Bu arada hayallerde yaşamayın okuyucular. Ara sıra mutlu oluyorsunuz ya, mesela ben 30rock, scott pilgrim ya da arrested development izlerken falan mutlu oluyorum, onun ötesinde bir mutluluk yok. Hayatınız o modda geçecek, fazlasını beklemeyin. Ayrıca aşk ne lan haha. Ondan sonra, yeni ülkeler ve yerler görünce bakış açınız genişlemiyor, sadece her şeyin aynı olduğunu daha çok özümsüyorsunuz. Belli bir noktadan baktığınızda 17 yaşın 25 yaştan pek bir farkı yok, 25'in de 50'yle bir farkı olmayacak diye tahmin ediyorum.
Ben koç burcuyum, yükselenim aslan. Ayrıca dragon yılında doğdum. Bu yüzden bu kadar muhteşem bir insanım. Fakat, bir miktar uyumsuz olduğuma karar verdim. Tam da emin değilim, illa bu sikindirik ortamlara uymak zorunda mıyım ama bu sikindirik ortamlar bana uysun istiyorum.
Daha önce de bahsettiğim gibi mesleğime olan sevgimle ilgili(mesleğim diyebilirim artık, oldukça ilginç geliyor ama) kuşkularım vardı. Ve fakat, daha iyi bir şey bulamadığım için herhangi bir şey kadar iyi olduğunu düşünüyordum (kimyagerliğin). Aynı zamanda kimya reaksiyonları yazarken, reaksiyonlar suda oluyorsa reaksiyona giren moleküllerin yanına parantez içinde "aq", amonyakta oluyorsa ise "am" yazabiliyorduk. Bu da benim için bir artıydı.
Fakat daha sonraları(geçen hafta falan haha), insan davranış biçimlerinin oldukça ilgimi çektiğine karar verdim. Belki de cidden bir terapist olmalıydım. Fakat, kısmet hayatta her şey değil mi? Şu anda param olsa, okulu bırakır ya da en azından ara verir 2 sene falan aralıksız antreman yaparım. Kürek çekmek materyal biliminden çok daha mantıklı.
Almanya gerçekten de ilginç bir ülke. Culture Shock modunda yazmıyorum artık. Üniversite tuvaletlerimizde "Out of hygenic reasons this restroom has video surveillance" yazıyor mesela gerçekten de. Aynı zamanda gerçekten de her şeye para ödemek gerekiyor. Örneğin internete girebilme yeteneği olan bir bilgisayara sahipseniz ayda 6 euro ödemeniz gerekiyor. Televizyonunuz varsa, kullanmıyorsanız dahi 18 euro gibi bir şey ödemeniz gerekiyor. Falan filan, 1. dünya ülkesi sorunları sanırım. Hala fakir moddayım ak.
We had our differences with the Chinese in the past. Ama, aşırı muhafazakar olmayan Çinliler'in ayakkabıları genelde çok güzel oluyor nedense. Ugg'lar güzel lan ayrıca ehe. Şu şeydeki gibi ayakkabıları çok seviyorum bu arada, alacağım, Kanye West'in All of the Lights klibinde giydiği gibi. Ayrıca Çinliler her şeye atlayıp süper insanlar olduklarını göstermeye çalışmıyorlar.
Bu arada hayallerde yaşamayın okuyucular. Ara sıra mutlu oluyorsunuz ya, mesela ben 30rock, scott pilgrim ya da arrested development izlerken falan mutlu oluyorum, onun ötesinde bir mutluluk yok. Hayatınız o modda geçecek, fazlasını beklemeyin. Ayrıca aşk ne lan haha. Ondan sonra, yeni ülkeler ve yerler görünce bakış açınız genişlemiyor, sadece her şeyin aynı olduğunu daha çok özümsüyorsunuz. Belli bir noktadan baktığınızda 17 yaşın 25 yaştan pek bir farkı yok, 25'in de 50'yle bir farkı olmayacak diye tahmin ediyorum.
Ben koç burcuyum, yükselenim aslan. Ayrıca dragon yılında doğdum. Bu yüzden bu kadar muhteşem bir insanım. Fakat, bir miktar uyumsuz olduğuma karar verdim. Tam da emin değilim, illa bu sikindirik ortamlara uymak zorunda mıyım ama bu sikindirik ortamlar bana uysun istiyorum.
1 Ocak 2012 Pazar
31 Aralık 2011 Cumartesi
29 Aralık 2011 Perşembe
Amuğa koyıyım yaa bu üniversitenin yapacağı işin. Beni durduk yerde inanılmaz gerilimlere sokuyorlar oçler.
İstediğim şeyler: Bir King-size yatak, küvet, Playstation, bilgisayar.
Bunları istiyorum.
Son iki-üç gündür kürekle ilgili kendimi kötü hissetmeme yol açan şeyler gördüm. Önce antreman yaparken kızın biri geldi, (hiç ısınma falan da yapmıyolar doğru dürüst burada onu da anlamadım) 2.06-2.07 falan 20 dk çekti 2 tane 26 tempo. Ben de "Hm, iyi çekiyorsun." gibi bir şey dedim, kız da yoo falan dedi. Bugün de hk elemanlardan biri gözümün önünde yarım saat 20 tempo 1.47-1.48 çekti. Ben de 5 yıldır falan aynı dereceyi çekiyorum sanırım.
Şu sıralarda bir terapi dizisi izliyorum. Düşündüm, benim bir spor terapistim olsa gitsem konuşsam onunla, bana herhalde her şey kafanda falan demezdi. Nasıl kafamda olsun ki ya.
Antremana devam edeyim, belki bir 5 yıla falan gelişir. Ama, bir terapiste gitmek isterdim. Bana "Ne kadar da süper bir karakteriniz var Buğra bey, kendimden geçtim." gibi şeyler desin diye.
”Beyond the very extreme of fatigue and distress, we may find amounts of ease and power we never dreamed ourselves to own; sources of strength never taxed at all because we never push through the obstruction” – Scott Jurek
İstediğim şeyler: Bir King-size yatak, küvet, Playstation, bilgisayar.
Bunları istiyorum.
Son iki-üç gündür kürekle ilgili kendimi kötü hissetmeme yol açan şeyler gördüm. Önce antreman yaparken kızın biri geldi, (hiç ısınma falan da yapmıyolar doğru dürüst burada onu da anlamadım) 2.06-2.07 falan 20 dk çekti 2 tane 26 tempo. Ben de "Hm, iyi çekiyorsun." gibi bir şey dedim, kız da yoo falan dedi. Bugün de hk elemanlardan biri gözümün önünde yarım saat 20 tempo 1.47-1.48 çekti. Ben de 5 yıldır falan aynı dereceyi çekiyorum sanırım.
Şu sıralarda bir terapi dizisi izliyorum. Düşündüm, benim bir spor terapistim olsa gitsem konuşsam onunla, bana herhalde her şey kafanda falan demezdi. Nasıl kafamda olsun ki ya.
Antremana devam edeyim, belki bir 5 yıla falan gelişir. Ama, bir terapiste gitmek isterdim. Bana "Ne kadar da süper bir karakteriniz var Buğra bey, kendimden geçtim." gibi şeyler desin diye.
”Beyond the very extreme of fatigue and distress, we may find amounts of ease and power we never dreamed ourselves to own; sources of strength never taxed at all because we never push through the obstruction” – Scott Jurek
8 Aralık 2011 Perşembe
uyuyamadım pokemonun ilk bölmünü izledim ehe bütün hepsini izleyeceğim ilerleyen günlerde
Ash'in ilk cümlesi:
-Yes, I am Ash!
ehe
Ben küçükkene bilmiyorum ortaokulda sanırım, pikaçunun resmini bile çizmiştim pastel boyalarımla haha. Yapmam yani öyle şeyler aslında Şuna baksanıza ama çoook şirin
Ash'in ilk cümlesi:
-Yes, I am Ash!
ehe
Ben küçükkene bilmiyorum ortaokulda sanırım, pikaçunun resmini bile çizmiştim pastel boyalarımla haha. Yapmam yani öyle şeyler aslında Şuna baksanıza ama çoook şirin
ÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖö HASTAYIIIIIIIIIIIIM HASTAAAAAAAAAAAAAA ÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜ
4 Aralık 2011 Pazar
Merhaba,
Bakın biletime! Ne güzel, sanırım bileti aldıktan birkaç saat sonra tüm biletler bitti hem de. YEAH!
Sanırım kör oluyorum. Üzücü bir durum, bir gözüm diğer gözümden daha aydınlık görüyor. Ne ki bu? Kör olursam yapacağım şeylerin çoğunu yapamam sanırım, kürek çekebilir miyim acaba, çekerim herhalde.
Genlerim çok başarılı değil ya, as can be seen from below photo:
Bir de çok üşüyorum her zaman, boyum da yeterince uzun değil. Ama annemde de babamda da göz problemi yok aq, miyop bile yane. Evet, en azından dünyayı gördüm belli bir süre için. Bununla avunayım.
Bugün ders çalışacağım artık sanırım. Temizlik yapmak ne kadar zor ya, evin sürekli kirlenmesi ne garip. 2 gün bakmıyorsun bir yerlerden tozlar fışkırmaya başlıyor. Ne kadar canlı bir gezegenimiz var.
Hava hakkında mızmızlanmayı gerçekten çok istiyorum. Sonuçta Almanya soğuğun ve yağışın harman olduğu bir yer. Ama şimdiye kadar hiçbir şey yağmadı, sıcaklık da 8 derece falan hahah.
Bu diffraction, reciprocal lattice, stereographic projection falan kendi kendine anlaması zor konular ya ööööh.
Ben de yurduma dönmek isterdim christmas'da, ama yeterli paraya sahip değilim. Neyse uçaktan korkuyorum zaten.
Sınıfımdaki insanlardan eskisi kadar tiksinmiyorum. Alıştım. Girdiğim her ortamda ilk reaksiyonumun insanlardan tiksinmek olması nasıl bir psikolojik problemi açığa vuruyor acaba? Ya da normal mi? Yeni girdiğim ortamda yeterince ilgi görmediğim için böyle hissettiğimi söyleyebilirim; ama bu doğru olmaz açıkçası. Düşündüm bunu.
Alman elemanlardan biri dedi ki, Türkler Türkçe konuştuklarında kulağa hep ö ö ö ü ü ü diyorlarmış gibi geliyormuş. Diyene bak, ibnelerin sözlüklerinden w'yi s'i çıkar, sözlüğün yarısı gidiyor. Bu 9gag patlaması ne bi de ya, tamam komik şeyler var da ne ki yane?
Bu amqodumun Münih'lileri ne kadar zengin, konser bileti almak için sırada beklerken gözlemler yaptım. Zaten, herhalde adamların başka derdi yok, ajandalarına yazmışlar şu event'e gitcem bu event'e gitcem diye, 8'er 10'ar bilet alıyorlar, bir de ucuz olsa. Bayern Münih maçına gitsem dedim, baktım biletler 60-70 euro'dan başlıyor+bu sezonun bütün biletleri sold out'mış zaten. Zenginler işte, her yer bmw falan.
Madmen spoiler'ı şimdi.==> Don Draper o son yaptığın hareket tam bir karaktersizlikti. O noktaya kadar seni desteklemiştim. Karaktersiz herif. 2 kere bafilediğin sekreterle evlenilir mi lan. Sen Faye gibi kendine eşit olarak görebileceğin insanları kaldıramıyorsun işte. Betty de Don'u sktiretti ama şimdi eski kocam ne kadar sikiciydi, bu kocam hiç öyle değil diye hayıflanıyor. O da ayrı bir ruh hastası. Peggy'i baya seviyorum ama. Dizinin güzelliği gerçekçi, gerçekte de varolan karakter tiplerine sahip olması, Sopranos da öyleydi sanırım. İzleyince insan, "Hm hayat işte şöyle, hayat böyle." diye düşünüyor. Bir de, tamam Joan hoş gerçekten, ama bu şişman olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Bakın biletime! Ne güzel, sanırım bileti aldıktan birkaç saat sonra tüm biletler bitti hem de. YEAH!
Sanırım kör oluyorum. Üzücü bir durum, bir gözüm diğer gözümden daha aydınlık görüyor. Ne ki bu? Kör olursam yapacağım şeylerin çoğunu yapamam sanırım, kürek çekebilir miyim acaba, çekerim herhalde.
Genlerim çok başarılı değil ya, as can be seen from below photo:
Bir de çok üşüyorum her zaman, boyum da yeterince uzun değil. Ama annemde de babamda da göz problemi yok aq, miyop bile yane. Evet, en azından dünyayı gördüm belli bir süre için. Bununla avunayım.
Bugün ders çalışacağım artık sanırım. Temizlik yapmak ne kadar zor ya, evin sürekli kirlenmesi ne garip. 2 gün bakmıyorsun bir yerlerden tozlar fışkırmaya başlıyor. Ne kadar canlı bir gezegenimiz var.
Hava hakkında mızmızlanmayı gerçekten çok istiyorum. Sonuçta Almanya soğuğun ve yağışın harman olduğu bir yer. Ama şimdiye kadar hiçbir şey yağmadı, sıcaklık da 8 derece falan hahah.
Bu diffraction, reciprocal lattice, stereographic projection falan kendi kendine anlaması zor konular ya ööööh.
Ben de yurduma dönmek isterdim christmas'da, ama yeterli paraya sahip değilim. Neyse uçaktan korkuyorum zaten.
Sınıfımdaki insanlardan eskisi kadar tiksinmiyorum. Alıştım. Girdiğim her ortamda ilk reaksiyonumun insanlardan tiksinmek olması nasıl bir psikolojik problemi açığa vuruyor acaba? Ya da normal mi? Yeni girdiğim ortamda yeterince ilgi görmediğim için böyle hissettiğimi söyleyebilirim; ama bu doğru olmaz açıkçası. Düşündüm bunu.
Alman elemanlardan biri dedi ki, Türkler Türkçe konuştuklarında kulağa hep ö ö ö ü ü ü diyorlarmış gibi geliyormuş. Diyene bak, ibnelerin sözlüklerinden w'yi s'i çıkar, sözlüğün yarısı gidiyor. Bu 9gag patlaması ne bi de ya, tamam komik şeyler var da ne ki yane?
Bu amqodumun Münih'lileri ne kadar zengin, konser bileti almak için sırada beklerken gözlemler yaptım. Zaten, herhalde adamların başka derdi yok, ajandalarına yazmışlar şu event'e gitcem bu event'e gitcem diye, 8'er 10'ar bilet alıyorlar, bir de ucuz olsa. Bayern Münih maçına gitsem dedim, baktım biletler 60-70 euro'dan başlıyor+bu sezonun bütün biletleri sold out'mış zaten. Zenginler işte, her yer bmw falan.
Madmen spoiler'ı şimdi.==> Don Draper o son yaptığın hareket tam bir karaktersizlikti. O noktaya kadar seni desteklemiştim. Karaktersiz herif. 2 kere bafilediğin sekreterle evlenilir mi lan. Sen Faye gibi kendine eşit olarak görebileceğin insanları kaldıramıyorsun işte. Betty de Don'u sktiretti ama şimdi eski kocam ne kadar sikiciydi, bu kocam hiç öyle değil diye hayıflanıyor. O da ayrı bir ruh hastası. Peggy'i baya seviyorum ama. Dizinin güzelliği gerçekçi, gerçekte de varolan karakter tiplerine sahip olması, Sopranos da öyleydi sanırım. İzleyince insan, "Hm hayat işte şöyle, hayat böyle." diye düşünüyor. Bir de, tamam Joan hoş gerçekten, ama bu şişman olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Ya bir de bişey gördüm geçen gün internette komikti, tam nasıl hatırlamıyorum da, şöyle bir şey: "Kankalar Steve Jobs ile Nejat İşler akraba mı yoksa isim benzerliği mi?" ehe.
edit: Hah bir de ayak parmağımı kanattım koşarken pöh.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





