9 Ocak 2016 Cumartesi

Marjinalliği bir kaçış yöntemi olarak kullanmayan, akıl sağlıkları yerinde, toplumun -tırnak içinde- kazanan bireylerinden oluşan; fakat marjinallik yapan insanlar lazım sağlam bir felsefeyle. Poligami yapan insanların böyle antin kuntin tipler değil de normal tipler olması gerek.

22 Aralık 2015 Salı

What's the point of going to a bar? What's the point of getting exposed to the loud music that makes it so hard to hear others? Why are we supposed to consume alcohol in there? What is so tempting about people touching each other due to drunkenness?  Is it a state that we want to be in? Is it possible to hold an interesting discussion in this state? Honestly, what the fuck?  Why? 

I look forward to getting old, so that I won't be obliged to be in such fucking places.

10 Şubat 2015 Salı

Gözlerimin önündeki duman tabakası beni sersemletiyor, gerçek renkleri görmemi engelliyormuş gibi hissediyorum. Asıl varolanın silüeti, gölgesi gibi hissediyorum. Duman tabakasını gözümün önünden silkelemek, keskin renklere bakmak, güçlü duygular hissetmek istiyorum. Uzay boşluğunun milyonlarca kilometrelik sonsuz hiçliğinde sürüklenmek istemiyorum, hızla devinen rengarenk gezegenlerin üzerinde olmak istiyorum.

Sanki Jüpiter'den Venüs'e erişmeye çalışıyoruz. O kadar da iddialı değiliz. Rasgele sabitlenmiş molekül kombinasyonunun emirlerimize kulak verdiği bu avg. 70 yıllık sürede güneşin içine attırmaya falan çalışmıyoruz. Venüs'e ulaşsak yeterli. (Neden yerimizde durmuyoruz? Venüs'te ne var?) Ama ne bileyim Mars'a gelmişiz mesela bir şekilde. Dünya'ya doğru yoldayız. Bir anda farkediyoruz ki dünyaya olan mesafe bir değil onlarca yüzlerce insan yaşamının yetmeyeceği ölçüde uzun. Ve boşlukta sürükleniyoruz. Mars arkamızda, dünya önümüzde. Görebiliyoruz. Ama orada değiliz, hiçbir zaman da olamayacağız. 

İSYAAAAAAN ehehe bari güzel bir kitap olsa da okusam :/


30 Ocak 2015 Cuma

Francis Underwood: After all, we are nothing more or less than what we choose to reveal. What I am to Claire is not what I am to Zoe, just as Zoe is not to me what she is to her father.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Son 3 gündür geceleri rüzgar serin esiyor. Çocukluğumdan beri yazın bitimi beni hüzünlendirir. Bu yazın bitimiyle hayatımın yazı da son buluyormuş gibi geliyor. Aptalca, ama öyle hissediyorum. Ekim ayında Hamburg'da doktoraya başlıyorum.

Türkiye'de olduğum son 8 ayda mutluydum. Rehber öğretmen olarak bir serviste, sonrasında bir iddaa bayisinde çalıştım. Kürek çektim. Arkadaşlarımla vakit geçirdim. Şimdi saadetim sona eriyor. Basit problemlerimin yerini yeniden yalnızlık, arayış ve yabancılaşma alacak. Bu durum beni o kadar rahatsız etmiyor, ama hüzünlüyüm işte. Life can only be understood backwards, but must be lived forwards.

Birkaç hafta önce cumartesi günü dil kursu çıkışında birkaç arkadaşımı aradım, antreman için buluştuk. Spor salonunda da birkaç kişiyle karşılaştık. Hoş bir topluluk oluşturmuş olduk. Muhabbet ettik, beceriksizce ama eğlenerek futbol ve basketbol oynadık. Ağırlık yaptık, salondaki kızlara baktık. Çıkışta Ankara'nın gözbebeği AVM'lerinden birinde beraber yemek yedik. Yine kızlara baktık. Laser Tag oynadık. Muhabbet ettik. (Kızlara baktık.) Çok güzeldi. (It's such a perfect daaaay) Hayatta bundan fazlasını istemiyorum. Beraber olalım, antreman yapalım, muhabbet edelim, yemek yiyelim.

 Nasıl olacak da daha fazla kilo almayacağım acaba? Yemek yemeyi seviyorum ve deniz kenarında yaşamıyorum. Simitlerim olacak mı? Hem özenip hem küçümsediğim hipster hayat tarzını bir noktada sosyal paternlerime entegre etmeye çalışacak mıyım? Sky Ferreira'yı çok seviyorum.

Herkesi seviyorum, nefret ettiklerimi de. Son 26 yılda çok zor bir hayatım olmadı. Buna rağmen bazı noktalarda zorlandığımı hissettim, üzüldüm, bunaldım, karşılıklı anlayış ve sevgiyi bulamadığımı düşündüm, yetersiz hissettim. Bunları hepimiz yaşıyoruz. Hepimiz üzülüyoruz ve elmizden geleni yapıyoruz.


 

4 Nisan 2014 Cuma

Üzülmeden Nasil Yasariz?

Birkac dogru insan bulup onlari hic birakmayarak. Toplumdan izole olarak. Sizi üzebilecek insanlari sizi üzmeye gücü yetecek konumlarda bulundurmayarak.

22 Şubat 2014 Cumartesi

Her An Yüksek Enerjide Nasil Kalinir?

Hicbir sey önemli degil. Enerjini kullan. Metal dinle. Kizlara bak. Umursama. Temiz havayi icine cek. Aptal esprilere kahkaha at. Gariplikleri takdir et. Dans et. Tumblr ve televizyona fazla takilma. Manyak gibi antreman yap. Zorlayici kitaplar oku. Sacmaliklara öfkelen. Umutsuzluklarin üzerine düsünme. Senin zamanin, dünyanin sahibisin <3

20 Şubat 2014 Perşembe

ööö

Iliskiler, iliskiler, sürekli iliskiler üzerine düsünüyorum. Genel insan iliskileri üzerine. Mrs. Ramsay gibi insanlari biraraya getirmek istiyorum. Bireyselligi kollektiviteye dönüstürmek istiyorum. Iki insanin bir arada kalmasi neden bu kadar zor? Insanlar nasil bu kadar farkli diller konusuyor? Ne oluyor ki biri seni daha cok seviyor ya da daha az seviyor? Önce insanlar beni sevsin istiyorum diye düsündüm. Aslinda asil istedigim insanlarin birbirlerinin olduklari kisilerin gercekten farkinda olmalari. Sanki güc iliskilerini bir kenara biraktigimiz zaman kimse kimseyi sallamiyor. Tutarlilik bir iliskiden umabileceginiz en önemli sey sanirim.