3 Haziran 2010 Perşembe

Selam blog. Son günlerde İsrail ve Türkiye arasında vuku bulan olaylarla ilgili istemediğim kadar çok şey okudum ve izledim. Öncelikle, belli ki olay AKP hükümeti tarafından bilinçli olarak ve sonuçları önceden az çok kestirilebilinecek şekilde yürütülmekte olan operasyonun bir parçası ve gelinen noktaya bakıldığında, AKP, biraz da İsrail'in kendisini hiçbir şekilde haklı çıkaramayacağı aptalca hareketi sayesinde, istediğini almış gibi görünüyor.

Ve fakat ülkemiz kamuoyunda tüm dünyanın İsrail'e lanet okuduğu İsrail'in tamamen izole olduğu(ve hatta İsrail'in yok edilmesi gerektiği vs.) görüşü hakim. Dünyada gerçekten de İsrail'in yaptığı saldırıya karşı tepki var(Avrupa ülkelerinden özellikle İngiltere'de sanırım), ama BM'den çıkarılan kınama dışında somut herhangi bir adım atılmış olduğu söylenemez. ABD BM'nin İsrail'i kınama kararını uygunsuz ve acele bulmuş hatta, "İHH temsilcilerinin son 3 yıl içinde Türkiye, Suriye ve Gazze'de üst düzey Hamas yetkilileriyle görüşmeleri" sebebiyle.

Başbakan Erdoğan Türkiye'nin bir eksen kayması olmadığını söylüyordu, ama gerek Gazze'deki ablukayı aşmak için yapılan operasyonun içindeki örgütün doğası, gerek klasik olarak bildiğimiz İsrail'e karşı yapılan gösterilerde meydanlarda tekbir getiren kıllı sakallı adamlar ve karaçarşaflı kadınlar Türkiye'nin ekseninin sabitliğine dair kuşkular uyandırıyor. ABD ve Avrupa'daki gösterilerde de meydanlardaki insanların çoğu Arap ve müslüman kökenliydi. Durum böyleyken, Türkiye'de estirilen havanın aksine Mavi Marmara'ya yapılan saldırı dünyada sessizce geçiştirilmiş değilse de dünyada büyük bir infial yarattığı da söylenemez. Genel olarak İsrail'in yaptığının kabul edilemez olduğu, "ama" İHH'nın Hamas'la olan ilişkisinin dikkatle gözden geçirilmesi gerektiği söyleniyor.

Son olaylar iç siyasette AKP'nin arkasına bir rüzgar sağlamış olsa da Türkiye-İsrail ilişkilerinin kopma noktasına getirilmiş olması ülkemiz adına bir başarı sayılmamalı sanırım. Öte yandan Türkiye'nin bu konuda batı kamuoylarının desteğini alabilmesi için Filistin'e yapılan abluka ve zulmü Hamas'a yakın bir din kardeşliği ekseninde değil de temel insan hakları boyutunda irdelemesi gerekli. Ayrıca, İsrail'in son günlerde yaptığı propagandanın yanında Türkiye'nin neredeyse hiçbir şey yapmadığı söylenebilir.

Son olarak, devletin tüm seviyelerinden yapılan "Düşmanlığımız şiddetli olur, asarız keseriz, İsrail asrın hatasını yaptı." tipi açıklamaların altının nasıl doldurulacağını merak ediyorum.

Ahmet Davutoğlu'nun İngilizcesi pek iyi değil.

4 yorum:

Kerem dedi ki...

Buğracım güzel bir yazı olmuş canım.

Tespitlerine gerçekten aynen katılıyorum. Özellikle ilk paragrafı tamamen aynı şekilde ben de düşünmüştüm.

Eğer AKP bu İsrail konusunda (elbette ABD'nin desteğiyle) herhangi bir şekilde başarı olarak gösterilebilecek en ufak bir pırıltı bile yakalarsa, ya da yakalamış izlenimi verebilirse, Türkiye'nin eksen değişimi hızla artacaktır bence.

Her geçen gün AKP'nin Müslümanların lideri Türkiye tarzı bir projesi olduğuna daha çok emin oluyorum. Arkasında ABD olmasa mümkün değil tabii bu işler. Bütün Müslümanlara hitap edecek bir lider yaratmak ve onu da elinin altında tutmak için ABD ve İsrail küçük tavizler verebilirler sanırım.

Eğer önümüzdeki günlerde İsrail tarafından bir yumuşama olursa bunun tek açıklaması bu olur bence.

Kerem dedi ki...

Ahmet Davutoğlu'nun sesi karizma lan. AKP grubundaki en karizma sese sahip diyebilirim.

Buğra dedi ki...

Keremcim bebeğim cevap yazıcam, yazamadım kaç zamandır. Ahmet Davutoğlu'ndan daha kötü bakanlar bulabilirim sanırım :) ABD karşısında değil, ama bu senaryonun hazırlayıcısı ABD mi emin değilim abi, oladabilir tabiy.

Buğra dedi ki...

Öpüyorum, bu arada yazı yaz olm biraz :)