29 Haziran 2013 Cumartesi

Aslinda neden her gün evde oturmuyoruz ki? Evde oturmak sadece bize bagli olan bir sey ve diger insanlarla muhatap olmamizi gerektirmiyor.

Bir 3. Dünya Ülkesinden gelmis olmak hangi duyarliliklarin lüzumlu hangilerinin lüzumsuz oldugu hakkinda karar verme yetisini keskinlestiren bir sey.

21 Haziran 2013 Cuma

Bütün bunlarin ortasinda, üzerine aylarca yillarca kafa patlatilan iliskilerin hicbirinin aslinda varolmadigini iyice özümseyince, hayattan alinacak ve verilecek hicbir sey olmadigini hatirlayinca mutlu olmak ya da ölmek gerekiyor sanirim.
Su an bulundugum yeri terkedip gönlümce takilmamamin sebebi 15000(+12000) Euro civarindaki borcum ve üzerimdeki para kazanma baskisi olabilir mi diye düsünüyorum. Bunlarin bir noktaya kadar etkisi olabilir ama bunun ötesinde hayati yasamaktan korkmak, konformizm daha gecerli nedenler. Tezi bitirince neden 2-3 ay orada burada gezmiyorum? Ya da yapacak bir isim olmadiginda neden güzel manzarali bir yerde temiz havayi solumak yerine mal mal bilgisayar ekranina bakiyorum? Sürekli tek basina bir hayat yasasam McDonald's ve birtakim süpermarketler disinda hicbir yere gitmem sanirim.

Münih'i fethettim. Fatih Sultan Mehmet gibi degil ama GTA'daki gibi. Tren baglantilarini kontrol etmeden istedigim yere gidebiliyorum. Magazalari ve nerede ucuz yemek yenebilecegini biliyorum. Englischer Garten ve Olympiapark'da kostum. Steinberger See ve Regattaanlage'de kürek cektim. Müzeleri gördüm. Tuvaletlerin nerede oldugunu biliyorum. Sonuc olarak, Münih'i memnuniyetle ve dönmemecesine terk edebilirim.

"I thought with pleasure: as long as life contains baths, living is worth the effort."

"I've always seen you eating fruit, Clealia. That's real youth."

"Nobody deserves anything."

"...and there were big landscapes and nudes on the walls, almost as if to say that the aim of all the gamblers was to live well and keep nude women in furs. What makes you boil is that you have to admit that everything really does come to this and the gamblers are right."

"I thought of how the world is, that everybody works in order to stop working, but if somebody doesn't work, you get mad."

"I told Becuccio that it was nice to live like the old man and slam the door in people's faces abd work only when you liked."

"All in all, living is really putting up with someone else and going to bed with him, whether you feel like it or not. Having money means you can isolate yourself. But then why leisured people with money always look for company and noise?"

"You get things when you can finally live without them."

"I'll bet your father is one of those who say: 'If I were a boy, I'd begin all over again.'"

"We study better in hostile surroundings than hospitable ones, a student is always well advised to chose a hostile place of study rather than a hospitable one, for the hospitable place will rob him of the better part of his concentration for his studies, the hostile place on the other hand will allow him total concentration, since he must concentrate on his studies to avoid despairing, and to that extent one can absolutely recommend Salzburg, probably like all other so-called beautiful towns, as a place of study, of course only to someone with a strong character, a weak character will inevitably be destroyed in the briefest time."

"We try out all possible avenues and then abondon them, abruptly throw decades of work in the garbage can."



15 Haziran 2013 Cumartesi

Kisa süre önce Gezi Parki Direnisi'nin yurt geneline yayilmasi sonucu Rize 'halki' ile direnis destekcileri karsi karsiya geldi. Halk ve direnis destekcileri arasindaki durum baslangici ile Madimak'i fazlaca andiriyordu. 

Nazi Almanyasi'nda milyonlarca Yahudinin katledilmesinin basarilmasi yalnizca totaliter rejim, politik sebepler ya da Yahudi nefreti ile aciklanamayabilir. Alman halkinin varolan yasayi takip etmeyi yeterli görmeyen, her bir bireyin yasanin yapicisi gibi davranan karakteri bu duruma katkida bulunan faktörlerdendi. 

Türkiye'de devlet babayi her seyden kutsal gören gelenek yenilgiye ugramadi, kamu mali hala fantastik önemli bir sey. Fakat, sanirim Almanya'da olan ölcekte bir olayin Türkiye'de olmasi cok mümkün degil. Bizim iyi yürekli teyzelerimiz falan var.

Cok safca bir sey yazmis olabilirim.


Insanlarin birbirleriyle iliskileri varolan bir sey degil. Iliski bir kurgu. Düs. 

Intihar etmek mantikli degil. Etmemek de mantikli degil. 

Manastira kapanmak mantikli.

Neden variz? - Önemli bir soru. - Cünkü, mühendise, biliminsanina ve isletmecilere ihtiyac var. Tek sebep bu.

Bilgi. Her sey sadece bilgiden olusuyor. Bilgisayar icin 1 ve 0'larin siralamasi. Insan icin adenin, guanin, timin, ve sitozin siralamasi. Kitaplar icin harflerin siralamasi. ve bu kadar. 



2 Mayıs 2013 Perşembe

Your Lifestyle Has Already Been Designed

- Date Night! Kulaga ne kadar heyecan verici geliyor.

- Dünyalilarin 9gag yavsakligindan utaniyorum.

- Türkiye halki üst kimlik olarak müslümanlik ortak paydasinda bulusmamali. Cok cok sakincali/üzücü buluyorum. Islamin tadi kacali bin sene falan oldu. Hadi abartmayayim 400 sene olsun.

- Antreman yapmaya motivasyon ariyorum: Valerie van der Graaf gibi kiz arkadasim olsa, sirf onun hakki olan yatak performansini gösterebilmek icin deli gibi cross-fit yapabilirim.

But the 8-hour workday is too profitable for big business, not because of the amount of work people get done in eight hours (the average office worker gets less than three hours of actual work done in 8 hours) but because it makes for such a purchase-happy public. Keeping free time scarce means people pay a lot more for convenience, gratification, and any other relief they can buy. It keeps them watching television, and its commercials. It keeps them unambitious outside of work.
We’ve been led into a culture that has been engineered to leave us tired, hungry for indulgence, willing to pay a lot for convenience and entertainment, and most importantly, vaguely dissatisfied with our lives so that we continue wanting things we don’t have. We buy so much because it always seems like something is still missing.


- "Vaguely dissatisfied with our lives" Hissiyatimi ne kadar güzel ifade ediyor. Zaman sonsuz hizda akarken, elle tutulur hicbir sey yapmiyorum. Zamani yavaslatabilmek icin kisa araliklarla kilometre taslari yerlestirebilmek gerekiyor. Gecen ay su kitabi okumustum, su yarismaya katilmistim, su kisiyle inanilmaz doyurucu entelektüel bir sohbet yapmistim, su kisiyle cikmistim, gibi. 

- 1 ay gectikten bir yil sonra bu bir ay icinde olmus hicbir seyi hatirlamayacaksak, bu kayda deger ölcüde kötü bir sey.



- Sanat da bu ara cok tirt bir sey gibi geliyor. Bir mesajin yok mu? Mesajin , o-su-bu renklerin uyumu, isigin etkisi  vs.den mi ibaret? Sanat ve Devrim kitabini Asli arkadasim kaybetmeseydi bu konu üzerine daha derinlemesine konusabilirdim.

- Pop-Art nedir yea?

- Dizi izliyoruz abi, var mi böyle bir sey?

- Bence Dr. Who'nun yeni companion'i Clara 'Oswin' Oswald tam evlenilecek kiz. Ayrica simdiye kadar en sevdigim companion. Zeki kadin ne kadar seksi bir sey. Tek sikinti kizin literally 1.50 olmasi. 

- Gecen gün Münih'e gittim ve Grill Party yaptik. Cesitli sebeplerden bütün gida alisverisi, mangali yakma ve et pisirme isi benim üzerime kaldi. Bu arada ilk kez mangal yaktim aq. Ama milli sporumuz oldugu icin genlerime islemis, rahat yaptim. Taktik közün hepsini homojen yakmak. Közlerin siyah bir tarafi kalmadiysa ve ates cok siddetli degilse etleri pisirebiliriz. Bu arada Münih kötü diyordum da Münih aslinda güzel sehir. Su an bulundugum Ludwigshafen ise Kirsehir'den hallice.



- Bu arada siz Türkiye'de yasayan fakirlerin yapamadigi bir sey yaptim ve Lana del Rey konserine gittim. Cok iyiydi. Lana, orada burada "Sesi stüdyoda üretilmis, agbi konserde siciyor detone oluyor" diyen dallamalari göt etmek istercesine mükemmel söyledi. Ayrica hatri sayilir bir sahne karizmasi var. Duruyor, duruyor bir gülümsüyor, etkilenmeden duramiyorsunuz. Negatif ise su: Bacaklar biraz börek. 

- Alman konser dinleyicilerinin aq yine tabi. 

- Ukraynali pezevenk arkadasim bir sarki ögretti. Söyledigine göre sarkinin Ingilizce'ye tercümesi su sekilde: "No thoughts, no money, but cock is working very well."

18 Nisan 2013 Perşembe

Meselesi olan insan nasil meselesi olmayan seylerden zevk alabilir? Sanat, moda, cumartesileri eglenmek?

Meselesi olmak ne demek? Allahim kurtar beni teenage isyanlardan :/

6 Nisan 2013 Cumartesi

Gündüz ve Gece

"Sokak lambasi" ifadesi beni rahatsiz ediyor. Sokaktaki lambalarin melankolisini ifade etmek icin daha estetik kelimeler olmasi gerek. Ben bulamiyorum.

Sokak lambalarinin yaydigi sokak lambalarina has isigin rengini ifade etmek icin de dogru kelimeye sahip degilim. Turuncu gibi görünüyor ya da kiremit rengi.

Gündüz simdiki zamanla iliskilendirilebilir, gece ise gecmis zaman ve gelecek zaman ile -henüz dogmamis oldugumuz ve yok olacagimiz zamanlar-. Bu iliskilendirme herkesin uygunlugunu kabul edecegi bir seydir sanirim.

Korku, melankoli ya da özleme gündüz vakti yer yoktur. Bu hisler gecmis ve gelecekle alakalidir, simdiki zamanla degil.

Geceleri ise zaman bize aittir, düsünmeye hakkimiz vardir. Kazanilan düsünme yetisini kullanip yalnizligimizi yeniden kesfederiz. Varolmayan seye özlem duyariz: Sonsuzluk ve birlik.

Sokak lambalari insanin sonlulugu sonsuzluga cevirme yolundaki bitmeyen ve nafile cabasinin kücük bir izdüsümüdür. Bu yüzden romantik ve hüzünlüdür sokak lambalri.

Gece yolda yürürken, binalarin pencerelerinden sizan isik ve ses, icerideki insanlarin muglak silüetleri ayni özlemi cagirir. Insani birlige ve sonsuzluga yaklastiracak gercek mutluluk kesinlikle o pencerenin ardindadir, asla bizim bulundugumuz yerde degil.


5 Nisan 2013 Cuma

BASF Maceralari - 1

Muhtemelen 2 olmayacak. Cünkü bir süre sonra insan bulundugu ortama alisiyor ve her sey ekstra bir gözlemi gerektirmeyecek kadar normal görünüyor.

BASF bir kimya sirketi, sanirim 55 milyar euro degeri varmis, the chemical company. Ilginc bir sekilde, -en azindan bizim ülkede- kimya okuyanlarin bile BASF adini duydugunu sanmiyorum, ben duymamistim. Ama Ludwigshafen'daki tesisler hakikaten büyük. 35000 kisi orada calisiyormus, sehir zaten 190000 kisi imis. Her neyse,  bütün fabrikalarin tek bir sirkete ait oldugu gercegini disarida biraktigimiz zaman yerleske typical organize sanayi bölgesi gibi görünüyor iste. Mazgallardan dumanlar cikiyor, yollarda sürekli bir tir trafigi var.

Ilk gün, benimle beraber staja baslayan insan kitlesine bir oryantasyon programi düzenlendi tabi. Sunumu Ingilizce yapmalari iyi bir seydi, fakat sunumun pek basarili olmamasi iyi bir sey degildi. Öte yandan gösterdikleri tanitim videosunda kullandiklari tekno müzik ve light kola ikraminda bulunmus olmalari diger iyi seylerdi.

Tipik corporate sacmaliklarin ötesinde, BASF'de görünüse göre work safety olayinin bokunu cikarmislar. Kurallardan bir kismi su sekilde:
- Lablarda bilgisayar basinda bile koruyucu gözlügü cikarmak yasak.
- Merdivenleri kullanirken trabzanlara tutunmak zorunlu.
- Cep telefonu kullanir veyahut kulaklikla müzik dinlerken yürümek yasak.
- Otobüse yetisebilmek icin vs. kosmak/kosaradim yürümek yasak.
- vs. vs.

Bir de is yerinde kazara müslüman oldum. Benimle ilgilenen teknisyen Türk ve yemege falan da beraber gidiyoruz. Yemekhanede bana cesit cesit gidalari gösterirken "Bak, bunlar domuz eti, bunlari yiyemeyiz." dedi. Benim de bosluguma geldi, bir sey diyemedim, peki dedim. Simdi her gün müslümanim ehe.