18 Mart 2012 Pazar

17 Mart 2012 Cumartesi

Evet, düşünüyorum, ilerlemekte olan ve hafif hafif boku çıkmaya başlayan hayatımda ne gibi adımlar atmalıyım. Memnuniyet verici bir hayat içerisinde olduğumu düşünmüyorum, restart butonu yok a-me-ke. Yanlara da parantez içerisinde tamamlamam gereken süreyi yazıyorum.

- Dövme yaptırmalıyım.(1 yıl)
- Kariyer seçimimi değerlendirip, hayatımda ne yapmam gerektiğini bulmalıyım.(ca. 6 ay)
- Ayakkabı almalıyım. (2 hafta)
- 15 Mayıs'a kadar(Diablo III Release Date) yeni bir bilgisayar almalıyım. Ya da en azından yaza kadar. Bu sebeple çalışacak bir iş bulmalıyım.
- Acid kullanacağım(bir gün)
- 1.5 yıl daha master'a tahammül etmeliyim.


Bu kadar olsun şimdilik. Yurtdışında çapulcu hayatı güzel değil ya, her gün donmuş gıdalar tüketmek. Parayı yettirmeye çalışmak. Yabancı dallamalarla uğraşmak(ehe). Şöyle kafama göre bir-iki arkadaşım olsa burada o kadar sıkıntı yaşamam.

Şu kesinlikle doğru ki,-ya da şu benim fantezim ki-  iklim sebebiyle insanların üzerine çok fazla şey giymelerinin gerekmediği yerlerde hayat daha farklı.

Haftaya cuma günü Florence+The Machine'e gidiyorum ve fakat fotoğraf makinem veyahut kameram yok.

Bir de şu Sivas olayları vs. gibi şeyleri ülkemden utanıyorum penceresinden yorumlayan kişiler doğru düşünmüyorsunuz. İnsanlar her yerde ve her zaman aynı.

13 Mart 2012 Salı

Ne giysem diye düşünüyordum da bugün, öyle her moda olan şey güzel değil. Bu sürekli pantolon paçası katlama olayının belli şartlar dışında hoş olmadığına karar verdim. Moda geçici stil kalıcı.

9 Mart 2012 Cuma

Önceki yazılarımdan birinde ayakkabılar almalıyız demiştim. Gördüğünüz gibi aldım. Asuş'a teşekkürler, çok güzel ayakkabım.


Dövme de yaptıracağım. Bunun gibi işte, biraz daha üstüne ve daha düzgün yaptıracağım, bu hint kınası. Kerem ne diyorsun?

6 Mart 2012 Salı

Sanata ihtiyacımız var. Çünkü ilham veren imgeler durup dururken oluşmuyor.

5 Mart 2012 Pazartesi

2 Mart 2012 Cuma

If we knew what we're doing it wouldn't be called research

Bu dönem derslerde ara sıra ilginç şeyler de anlattılar.Örneğin,

- "How does a chemist think?" konsepti. => Mesela bir molekülümüz var. Buradaki CH2 grubunu NH grubu ile değiştirebilir miyiz acaba, gibi. Çok basit di mi?

- Bir PhD öğrencisinin bir makale yayınlamasının maliyeti totalde üniversiteye ortalama 80000 euroyageliyormuş.

- Bir hocamız kimyagerlerin doğadan daha iyi olduğunu iddia etti. Bu argümanını da, "Biz yalnızca son 200 yıldır çalışıyoruz, neler yaptık(polimerler, enantiomerler, belli oryantasyonda malzemeler gibi). Doğa ise milyonlarca yılda bu kadar yapabilmiş." diyerek savundu. Doğru.

- Ethylene ve propylene oxide dışında comercially available monomer bulabilsek zengin olurmuşuz. Çok çok ilginç değil bu.

- Kanlı biftekteki kırmızı sıvı kan değilmiş. Myoglobin içeren etin suyu imiş o. Myoglobinde demir kompleksi var, onun da rengi kırmızı.

- "God created the crystal, devil created the surface." diye söz var. Yüzey kimyacıları falan çok eğlenceli buluyorlardır bu sözü.
Nestle çukulata yiyip kola içtiğim yaz günlerinin zihnimde bu kadar net bir imge oluşturmuş olması ne kadar ilginç yea, gerçi daha o kadar olmadı ama dünü bile doğru dürüst hatırlamıyorum. Çukulata bizim evin oradaki markette 1 liraya satıldığı için 5'er 5'er alıyordum bisküvilisini. Bir de kürek kampında Cehenneme Övgü kitabını okuduğum zamanların görüntüsü net bir şekilde zihnimde.

Şimdi mart geldi , gerçi Ankara'nın skimsonik Dikmeni martta da gar-gış-gıyamet, fakat bundan 2 hafta öncesi 14 şubattı biliyorsunuz. Ben de 14 şubatta Modern Characterization Techniques isimli dersin sınavına girmiş, daha sonra Bugün Ne Giysem izleyerek ders çalışmıştım. Proğramda bir sevgililer günü kompozisyonu yaparak Hakan'la Ivana'yı Uğurkan'la da Özge Ulusoy'u eşleştirmişlerdi. Ivana Hakan'la konuşuyor: "Aşkıııım, bitaneeeem, sevgiliiim" diyor. Özge Ulusoy ise şöyle: "Abiciiim, Uğurkan abiciiim, abiciiiim" ehueuhe


‘I was imaginative, a bit of a dreamer but quite a timid child. I wasn’t confident – I think childhood is one of the most uncertain and terrifying places to be. I don’t know if I’d want to go back there. But I do remember being completely involved in imaginary games that would last for days, weeks. It was always magic, sorcery, living in trees. A lot of just living in imaginary worlds. I don’t think I’ve lost that. It’s just now I’m doing it as a job.’  
--- Florence Welch

Asuş'la Münih'te gittiğimiz bale benzeri şey çok güzeldi. 


En güzel kısmı Broken Fall'du kesinlikle. Ama son kısım Afterlight'daki dansçıların(ya da parktaki gençlerin) ilk önce sadece sahneye çıkıp oturmaları ve sıkılmaları çok güzel bir kompozisyon oluşturmuştu bence. Bu kadar basit bir fikir işte, o kadar dekorlara vs'ye gerek yok. "They should dance when they have nothing else to do. They don't go to stage for dancing."
 
Shameless'taki Lip(Jeremy Allen White) baya yakışıklı ve seksi bence.