27 Şubat 2012 Pazartesi
20 Şubat 2012 Pazartesi
Eğer sonsuza kadar ya da en azından 1000 yaşına kadar yaşayabilecek olsaydık hayatımızın 30 yılını temel eğitim+üniversite+master+doktora ve/veya sürünülen işlere harcamamız mantıklı olabilirdi. Ama madem ölücez o zaman biraz daha keyif almamız lazımdı yaşamaktan. Çoğu zaman, sonunda rahat edeceğimiz ve gerçekten/tam anlamıyla mutlu olacağımız gelecek zamandaki afaki bir noktaya gözümüzü dikerek yaşamamız ne kadar üzücü. Ve mutlu olduğumuzda kaç yaşında olacağız, 40 mı, 50 mi? At what cost amına koyıyım ya. Gençken mutlu olmak gerekiyor, gençken insan daha çok zorluk kaldırıyor diye toplum, 'iğrenç bir gençlik yaşayın sonra rahat olursunuz' demesin. Gerizekalı toplum.
Kate Moss ilgimi çekti birkaç gündür. Hoş kadın zaten de, asıl olayı attitude, belli ki. Hayata karşı bir başkaldırmak istiyor herkes, hayat seni hiç siklemediği için, senin de sürekli hayatı küçümseyerek dolaşasın geliyor, nesin sen la diyerekten. Ama bunu aksesuar, dövme ya da liseli tavırlarıyla göstermek adı üstünde, liseli ya da emo falan bir tavır. Kate Moss, yamuk gözleri sayesinde zaar, hayata karşı bir siklememe ve küçümseme ifadesini her anında muhafaza ediyor. Şeyimde değilsin hayat. Kokain bağımlılığı hakkında "Defileye çıkıyorum, seyahat ediyorum, sevişiyorum; bu kadar boş bir hayat başka neyle doldurulur ki?" demiş, okuduğum yer sallamıyorsa.
Neyse, bu kendimi güzel kelimelerle ifade edemediğim yazıyı bitiriyorum. Belki ileride Balkanlarda ya da USA'de yaşayabilirim ya, Amerika'da bazı yerler var kışın 10 derece üzerinde averaj.
Bu aralar hayalim, Ivana Sert'e ismin hallerini, diye kelimesinin kullanımını, -miş'li geçmiş zamanın kullanımlarını ve olsaydı falan gibi kelimelerin kullanımlarını öğretmek.
Kate Moss ilgimi çekti birkaç gündür. Hoş kadın zaten de, asıl olayı attitude, belli ki. Hayata karşı bir başkaldırmak istiyor herkes, hayat seni hiç siklemediği için, senin de sürekli hayatı küçümseyerek dolaşasın geliyor, nesin sen la diyerekten. Ama bunu aksesuar, dövme ya da liseli tavırlarıyla göstermek adı üstünde, liseli ya da emo falan bir tavır. Kate Moss, yamuk gözleri sayesinde zaar, hayata karşı bir siklememe ve küçümseme ifadesini her anında muhafaza ediyor. Şeyimde değilsin hayat. Kokain bağımlılığı hakkında "Defileye çıkıyorum, seyahat ediyorum, sevişiyorum; bu kadar boş bir hayat başka neyle doldurulur ki?" demiş, okuduğum yer sallamıyorsa.
Neyse, bu kendimi güzel kelimelerle ifade edemediğim yazıyı bitiriyorum. Belki ileride Balkanlarda ya da USA'de yaşayabilirim ya, Amerika'da bazı yerler var kışın 10 derece üzerinde averaj.
Bu aralar hayalim, Ivana Sert'e ismin hallerini, diye kelimesinin kullanımını, -miş'li geçmiş zamanın kullanımlarını ve olsaydı falan gibi kelimelerin kullanımlarını öğretmek.
22 Ocak 2012 Pazar
20 Ocak 2012 Cuma
Merhaba! http://fizy.com/#s/1loid4
Daha önce de bahsettiğim gibi mesleğime olan sevgimle ilgili(mesleğim diyebilirim artık, oldukça ilginç geliyor ama) kuşkularım vardı. Ve fakat, daha iyi bir şey bulamadığım için herhangi bir şey kadar iyi olduğunu düşünüyordum (kimyagerliğin). Aynı zamanda kimya reaksiyonları yazarken, reaksiyonlar suda oluyorsa reaksiyona giren moleküllerin yanına parantez içinde "aq", amonyakta oluyorsa ise "am" yazabiliyorduk. Bu da benim için bir artıydı.
Fakat daha sonraları(geçen hafta falan haha), insan davranış biçimlerinin oldukça ilgimi çektiğine karar verdim. Belki de cidden bir terapist olmalıydım. Fakat, kısmet hayatta her şey değil mi? Şu anda param olsa, okulu bırakır ya da en azından ara verir 2 sene falan aralıksız antreman yaparım. Kürek çekmek materyal biliminden çok daha mantıklı.
Almanya gerçekten de ilginç bir ülke. Culture Shock modunda yazmıyorum artık. Üniversite tuvaletlerimizde "Out of hygenic reasons this restroom has video surveillance" yazıyor mesela gerçekten de. Aynı zamanda gerçekten de her şeye para ödemek gerekiyor. Örneğin internete girebilme yeteneği olan bir bilgisayara sahipseniz ayda 6 euro ödemeniz gerekiyor. Televizyonunuz varsa, kullanmıyorsanız dahi 18 euro gibi bir şey ödemeniz gerekiyor. Falan filan, 1. dünya ülkesi sorunları sanırım. Hala fakir moddayım ak.
We had our differences with the Chinese in the past. Ama, aşırı muhafazakar olmayan Çinliler'in ayakkabıları genelde çok güzel oluyor nedense. Ugg'lar güzel lan ayrıca ehe. Şu şeydeki gibi ayakkabıları çok seviyorum bu arada, alacağım, Kanye West'in All of the Lights klibinde giydiği gibi. Ayrıca Çinliler her şeye atlayıp süper insanlar olduklarını göstermeye çalışmıyorlar.
Bu arada hayallerde yaşamayın okuyucular. Ara sıra mutlu oluyorsunuz ya, mesela ben 30rock, scott pilgrim ya da arrested development izlerken falan mutlu oluyorum, onun ötesinde bir mutluluk yok. Hayatınız o modda geçecek, fazlasını beklemeyin. Ayrıca aşk ne lan haha. Ondan sonra, yeni ülkeler ve yerler görünce bakış açınız genişlemiyor, sadece her şeyin aynı olduğunu daha çok özümsüyorsunuz. Belli bir noktadan baktığınızda 17 yaşın 25 yaştan pek bir farkı yok, 25'in de 50'yle bir farkı olmayacak diye tahmin ediyorum.
Ben koç burcuyum, yükselenim aslan. Ayrıca dragon yılında doğdum. Bu yüzden bu kadar muhteşem bir insanım. Fakat, bir miktar uyumsuz olduğuma karar verdim. Tam da emin değilim, illa bu sikindirik ortamlara uymak zorunda mıyım ama bu sikindirik ortamlar bana uysun istiyorum.
Daha önce de bahsettiğim gibi mesleğime olan sevgimle ilgili(mesleğim diyebilirim artık, oldukça ilginç geliyor ama) kuşkularım vardı. Ve fakat, daha iyi bir şey bulamadığım için herhangi bir şey kadar iyi olduğunu düşünüyordum (kimyagerliğin). Aynı zamanda kimya reaksiyonları yazarken, reaksiyonlar suda oluyorsa reaksiyona giren moleküllerin yanına parantez içinde "aq", amonyakta oluyorsa ise "am" yazabiliyorduk. Bu da benim için bir artıydı.
Fakat daha sonraları(geçen hafta falan haha), insan davranış biçimlerinin oldukça ilgimi çektiğine karar verdim. Belki de cidden bir terapist olmalıydım. Fakat, kısmet hayatta her şey değil mi? Şu anda param olsa, okulu bırakır ya da en azından ara verir 2 sene falan aralıksız antreman yaparım. Kürek çekmek materyal biliminden çok daha mantıklı.
Almanya gerçekten de ilginç bir ülke. Culture Shock modunda yazmıyorum artık. Üniversite tuvaletlerimizde "Out of hygenic reasons this restroom has video surveillance" yazıyor mesela gerçekten de. Aynı zamanda gerçekten de her şeye para ödemek gerekiyor. Örneğin internete girebilme yeteneği olan bir bilgisayara sahipseniz ayda 6 euro ödemeniz gerekiyor. Televizyonunuz varsa, kullanmıyorsanız dahi 18 euro gibi bir şey ödemeniz gerekiyor. Falan filan, 1. dünya ülkesi sorunları sanırım. Hala fakir moddayım ak.
We had our differences with the Chinese in the past. Ama, aşırı muhafazakar olmayan Çinliler'in ayakkabıları genelde çok güzel oluyor nedense. Ugg'lar güzel lan ayrıca ehe. Şu şeydeki gibi ayakkabıları çok seviyorum bu arada, alacağım, Kanye West'in All of the Lights klibinde giydiği gibi. Ayrıca Çinliler her şeye atlayıp süper insanlar olduklarını göstermeye çalışmıyorlar.
Bu arada hayallerde yaşamayın okuyucular. Ara sıra mutlu oluyorsunuz ya, mesela ben 30rock, scott pilgrim ya da arrested development izlerken falan mutlu oluyorum, onun ötesinde bir mutluluk yok. Hayatınız o modda geçecek, fazlasını beklemeyin. Ayrıca aşk ne lan haha. Ondan sonra, yeni ülkeler ve yerler görünce bakış açınız genişlemiyor, sadece her şeyin aynı olduğunu daha çok özümsüyorsunuz. Belli bir noktadan baktığınızda 17 yaşın 25 yaştan pek bir farkı yok, 25'in de 50'yle bir farkı olmayacak diye tahmin ediyorum.
Ben koç burcuyum, yükselenim aslan. Ayrıca dragon yılında doğdum. Bu yüzden bu kadar muhteşem bir insanım. Fakat, bir miktar uyumsuz olduğuma karar verdim. Tam da emin değilim, illa bu sikindirik ortamlara uymak zorunda mıyım ama bu sikindirik ortamlar bana uysun istiyorum.
1 Ocak 2012 Pazar
31 Aralık 2011 Cumartesi
29 Aralık 2011 Perşembe
Amuğa koyıyım yaa bu üniversitenin yapacağı işin. Beni durduk yerde inanılmaz gerilimlere sokuyorlar oçler.
İstediğim şeyler: Bir King-size yatak, küvet, Playstation, bilgisayar.
Bunları istiyorum.
Son iki-üç gündür kürekle ilgili kendimi kötü hissetmeme yol açan şeyler gördüm. Önce antreman yaparken kızın biri geldi, (hiç ısınma falan da yapmıyolar doğru dürüst burada onu da anlamadım) 2.06-2.07 falan 20 dk çekti 2 tane 26 tempo. Ben de "Hm, iyi çekiyorsun." gibi bir şey dedim, kız da yoo falan dedi. Bugün de hk elemanlardan biri gözümün önünde yarım saat 20 tempo 1.47-1.48 çekti. Ben de 5 yıldır falan aynı dereceyi çekiyorum sanırım.
Şu sıralarda bir terapi dizisi izliyorum. Düşündüm, benim bir spor terapistim olsa gitsem konuşsam onunla, bana herhalde her şey kafanda falan demezdi. Nasıl kafamda olsun ki ya.
Antremana devam edeyim, belki bir 5 yıla falan gelişir. Ama, bir terapiste gitmek isterdim. Bana "Ne kadar da süper bir karakteriniz var Buğra bey, kendimden geçtim." gibi şeyler desin diye.
”Beyond the very extreme of fatigue and distress, we may find amounts of ease and power we never dreamed ourselves to own; sources of strength never taxed at all because we never push through the obstruction” – Scott Jurek
İstediğim şeyler: Bir King-size yatak, küvet, Playstation, bilgisayar.
Bunları istiyorum.
Son iki-üç gündür kürekle ilgili kendimi kötü hissetmeme yol açan şeyler gördüm. Önce antreman yaparken kızın biri geldi, (hiç ısınma falan da yapmıyolar doğru dürüst burada onu da anlamadım) 2.06-2.07 falan 20 dk çekti 2 tane 26 tempo. Ben de "Hm, iyi çekiyorsun." gibi bir şey dedim, kız da yoo falan dedi. Bugün de hk elemanlardan biri gözümün önünde yarım saat 20 tempo 1.47-1.48 çekti. Ben de 5 yıldır falan aynı dereceyi çekiyorum sanırım.
Şu sıralarda bir terapi dizisi izliyorum. Düşündüm, benim bir spor terapistim olsa gitsem konuşsam onunla, bana herhalde her şey kafanda falan demezdi. Nasıl kafamda olsun ki ya.
Antremana devam edeyim, belki bir 5 yıla falan gelişir. Ama, bir terapiste gitmek isterdim. Bana "Ne kadar da süper bir karakteriniz var Buğra bey, kendimden geçtim." gibi şeyler desin diye.
”Beyond the very extreme of fatigue and distress, we may find amounts of ease and power we never dreamed ourselves to own; sources of strength never taxed at all because we never push through the obstruction” – Scott Jurek
8 Aralık 2011 Perşembe
uyuyamadım pokemonun ilk bölmünü izledim ehe bütün hepsini izleyeceğim ilerleyen günlerde
Ash'in ilk cümlesi:
-Yes, I am Ash!
ehe
Ben küçükkene bilmiyorum ortaokulda sanırım, pikaçunun resmini bile çizmiştim pastel boyalarımla haha. Yapmam yani öyle şeyler aslında Şuna baksanıza ama çoook şirin
Ash'in ilk cümlesi:
-Yes, I am Ash!
ehe
Ben küçükkene bilmiyorum ortaokulda sanırım, pikaçunun resmini bile çizmiştim pastel boyalarımla haha. Yapmam yani öyle şeyler aslında Şuna baksanıza ama çoook şirin
ÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖö HASTAYIIIIIIIIIIIIM HASTAAAAAAAAAAAAAA ÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

