Yüzüçbin yılı nasıl bir yıl olacak acaba? Bence 1970'ler Türkiye'si gibi olacak, her şey çok eski görünecek, sandalyeler falan.
BJ şimdi Before Jesus'ın kısaltması da olabilir di mi? Ama blowjob'un da kısaltması, bu ilginç. BJ dunk:
Okulda bana rastlayan kişiler iç huzurunu sağlayamamış biri olduğumu düşünebilir. Fakat okulda olduğum için öyle davranıyorum, başka yerlerde kedi gibiyim.
Kerem hani her gün yazıcaktın lan, anca çalışıyosun sabahlara kadar ehe.
Bir de düğmeye basma durumundan bahsetmek istiyorum. Felsefe de yapılabilir bu konuda, ben felsefe yapmayayım da, bazı düğmeler basınca o basma tatminini vermiyor. Bazı düğmelere basınca ise tam basmış gibi hissediyorsun. O zaman iyi oluyor.
Konuştuğumda mantık ve zeka fışkırıyor bence çevreye.
Eve gitmek çok güzel bir şey, şiir yazdım.
Eve gitmek
Eve gitmek çok iyidir
Hep eve gitmek isterim
Arkadaşlarım bir yere çağırsa
Yok ben eve gidicem derim
Bir kız sana vericem
Akşam çıkalım dese
Çıkarım yani ama
Çok emin değilsem vereceğinden
çıkmayadabilirim.
Çünkü evde olmak güzel.
25 Şubat 2011 Cuma
14 Şubat 2011 Pazartesi
Okuldan nefret ediyorum. Okul ölsün istiyorum. Okulu yakmak istiyorum.
Sakın interaktif kayıtlar için altyapı yapmasınlar, onun yerine "except wireless users" yazsınlar. Sabahın köründe gidelim, halk ekmek kuyruğu gibi labların önünde sıraya girelim, birbirimizi ezelim.
İnsanların kalitelisi var kalitesizi var, bazı insanlar çok bariz bir şekilde kalitesiz. Kalibre meselesi, kalibre.
Fakirliğin gerçekten de hiçbir ilginç yanı yok. Bu postu editliyim yarın.
Edit: Daha editliycem, üşeniyorum.
Soyadım Böhürler olsa utanırdım, böhürlemek.
Asuş'u öpüyirum buradan. Yüzkitabına girmeyeceğim artık, çok oyalanıyorum orada. Değerli vaktimi harcıyorum ve de gördüğüm şeyler sinirimi bozuyor. Ekşi Sözlük de aynı şekilde, bazen sırf sinirimi bozmak için oralara giriyormuşum gibi geliyor. Ekşi Sözlüğe yine biraz girerim ama sanırım.
Bu dönem kendime verdiğim diğer bir söz ise bu dönem asla ve kata sabahlamayacağım.
AVM'nin açılımının alışveriş merkezi olduğunu geçenlerde öğrendim, AVM nedir lan diyordum ve fakat alışveriş tek bir kelime ve "Alışveriş Merkezi"nin kısaltmasının AM olması daha doğru ve güzel olur.
Deli İbrahim'e çok üzüldüm.Bi sktirip gitsinler ya cidden çok üzüldüm.
Sakın interaktif kayıtlar için altyapı yapmasınlar, onun yerine "except wireless users" yazsınlar. Sabahın köründe gidelim, halk ekmek kuyruğu gibi labların önünde sıraya girelim, birbirimizi ezelim.
İnsanların kalitelisi var kalitesizi var, bazı insanlar çok bariz bir şekilde kalitesiz. Kalibre meselesi, kalibre.
Fakirliğin gerçekten de hiçbir ilginç yanı yok. Bu postu editliyim yarın.
Edit: Daha editliycem, üşeniyorum.
Soyadım Böhürler olsa utanırdım, böhürlemek.
Asuş'u öpüyirum buradan. Yüzkitabına girmeyeceğim artık, çok oyalanıyorum orada. Değerli vaktimi harcıyorum ve de gördüğüm şeyler sinirimi bozuyor. Ekşi Sözlük de aynı şekilde, bazen sırf sinirimi bozmak için oralara giriyormuşum gibi geliyor. Ekşi Sözlüğe yine biraz girerim ama sanırım.
Bu dönem kendime verdiğim diğer bir söz ise bu dönem asla ve kata sabahlamayacağım.
AVM'nin açılımının alışveriş merkezi olduğunu geçenlerde öğrendim, AVM nedir lan diyordum ve fakat alışveriş tek bir kelime ve "Alışveriş Merkezi"nin kısaltmasının AM olması daha doğru ve güzel olur.
Deli İbrahim'e çok üzüldüm.Bi sktirip gitsinler ya cidden çok üzüldüm.
13 Şubat 2011 Pazar
İlişkiler Üzerine
Totaliterizm hayatın her yerinde. Örneklerin pek çoğunun bize etkileri olsa da, bu etki genelde direkt bir şekilde olmuyor. Aşk ilişkileri ise buna bir istisna.
İlişki olayının temeline indiğimiz vakit, aslında o kadar da kutsal bir şey olmadığını görüyoruz. Günümüzde (ve geçmişte de) insanlar kendilerinden başka kimseyle ilgilenmedikleri, daha önce hiç olmadıkları kadar yalnız oldukları için, örneğin, başlarına bir iş gelse gerçek anlamda biraz olsun umursayacak bir insanın varlığı için yanıp tutuşuyorlar(tutuşuyoruz, kendimi de bunun dışında bırakamam).
İlişki bir anlaşma, şartları da şöyle: Ben normalde seni sallamam, seninle ilgilenmem; ama sen beni diğer tüm insanların üzerine koymayı kabul edersen ben de aynı şeyi kabul ederim. Seni çok sevdiğim için değil, kendimi biraz daha güvende hissetmek için.
Bu yüzden, ayrılmadan önce günde 12 saat görüşen insanlar ayrıldıktan sonra birbirlerinden nefret ediyor, birbirleriyle görüşmek istemiyor. Özledikleri zaman da özledikleri şey asla "o kişi" değil, o sırada hissettikleri şeyler.
Ve bu yüzden, ilişkide taraflardan biri herhangi bir karşı cinse biraz yakınlık gösterdiğinde bu durum diğer taraf için bir sorun oluyor. Hatta daha ileri safhalarda kendi cinsinizle ya da bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmeniz bile bir sorun haline gelebiliyor. Sahip olunan emniyet duygusunun kaybolması endişesinden ileri geliyor bu durum.
Halbuki, bu kıskançlık meselesi aslında oldukça bencilce ve totaliter bir tutum. Çünkü birini sevdiğiniz için o kişinin tapusuna sahip olmazsınız. Evlilik kurumu her ne kadar bu söylediğime karşı olsa da traş(saçma) ve toplumun dayattığı bir kurum olduğu için problem yok. Toplumun dayattığı her şey iğrenç.
Bilmeliyiz ki şunu sevme eylemi, bunu sevme eylemini dışarıda bırakmaz ve kimseyi kısıtlama hakkına sahip değiliz.
Bir diğer husus da şu ki, aşk delice bir eylem değildir. Duygularımız düşüncelerimizden ayrılamaz. Toplumun aşktan daha önemli öncelikleri varsa, bu bizim için de geçerli olmak zorunda değildir. Sonuç olarak, her zaman gayet de rasyonel tercihler yaparız.
İlişki olayının temeline indiğimiz vakit, aslında o kadar da kutsal bir şey olmadığını görüyoruz. Günümüzde (ve geçmişte de) insanlar kendilerinden başka kimseyle ilgilenmedikleri, daha önce hiç olmadıkları kadar yalnız oldukları için, örneğin, başlarına bir iş gelse gerçek anlamda biraz olsun umursayacak bir insanın varlığı için yanıp tutuşuyorlar(tutuşuyoruz, kendimi de bunun dışında bırakamam).
İlişki bir anlaşma, şartları da şöyle: Ben normalde seni sallamam, seninle ilgilenmem; ama sen beni diğer tüm insanların üzerine koymayı kabul edersen ben de aynı şeyi kabul ederim. Seni çok sevdiğim için değil, kendimi biraz daha güvende hissetmek için.
Bu yüzden, ayrılmadan önce günde 12 saat görüşen insanlar ayrıldıktan sonra birbirlerinden nefret ediyor, birbirleriyle görüşmek istemiyor. Özledikleri zaman da özledikleri şey asla "o kişi" değil, o sırada hissettikleri şeyler.
Ve bu yüzden, ilişkide taraflardan biri herhangi bir karşı cinse biraz yakınlık gösterdiğinde bu durum diğer taraf için bir sorun oluyor. Hatta daha ileri safhalarda kendi cinsinizle ya da bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmeniz bile bir sorun haline gelebiliyor. Sahip olunan emniyet duygusunun kaybolması endişesinden ileri geliyor bu durum.
Halbuki, bu kıskançlık meselesi aslında oldukça bencilce ve totaliter bir tutum. Çünkü birini sevdiğiniz için o kişinin tapusuna sahip olmazsınız. Evlilik kurumu her ne kadar bu söylediğime karşı olsa da traş(saçma) ve toplumun dayattığı bir kurum olduğu için problem yok. Toplumun dayattığı her şey iğrenç.
Bilmeliyiz ki şunu sevme eylemi, bunu sevme eylemini dışarıda bırakmaz ve kimseyi kısıtlama hakkına sahip değiliz.
Bir diğer husus da şu ki, aşk delice bir eylem değildir. Duygularımız düşüncelerimizden ayrılamaz. Toplumun aşktan daha önemli öncelikleri varsa, bu bizim için de geçerli olmak zorunda değildir. Sonuç olarak, her zaman gayet de rasyonel tercihler yaparız.
1 Şubat 2011 Salı
Farklı Açılar ve Stoya
Başarısızlıklar üzerinden devam edebiliriz, zira yaşadıklarımızdan yola çıkıyoruz.
Öncelikle quantumcu inorganikçi birtakım oropsu çocuklarına lafım:
Quantum: Averajda 25 çakmışım curve'e ırzını sktiimin çocuğu, bb nedir?
Inorganic: Finalde 83 aldım lan curve'e 30 çaktım, cb nedir ha?
Gördüğünüz gibi bir miktar sinirliyim. Çevremde başını şişirebileceğim bir Asuş olmadığı için bir yere lazım yazmak.
İyi yaptığı şeyi sorgulamıyor kişioğlu, bu yüzden hep aynı kişiler kürek çekiyor.
Neden yaptığımız şeyi yapmaya devam ediyoruz? Daha spesifik olmak gerekirse, neden kürek çekiyorum?(Çünkü, neden bu içerisi dışarısından soğuk, egomanyağı hocaların ve embesilötesi öğrencilerin barınağı, sktiriboktan bölüme devam ettiğim sorusunun cevabı çok büyük bir muamma sayılmaz.)
Cevabı tam olarak bilmiyorum. Bu sezon kürek çekmem bir hata mıydı, bunu da bilmiyorum. Fakat gerçekten de bugün yaşadığımız şeylerin etkisini yarın görmemiz gibi bir durum söz konusu olmak zorunda değil.
Evet, antreman yapıyorum. 5 yıl önce de antreman yapıyordum. Antremanlar çok fazla değişmedi, derecem de fazla değişmedi(pöh), ve yaptığım şeyler az çok aynı olsa da her şey farklı. "Bu yıl" benim için farklı bir durum ve eminim(umarım), bu yıl yaşadıklarım bana daha önce sahip olmadığım bazı şeyler katacak.
Bugün Petar'i hamama götürdük, Baha keseledi adamı :) Kamp fena gitmiyor, ama su kötü genelde.
Aslında kürekle ilgili olmayan pek çok şey var düşündüğüm ama sktiret şimdi.
Yine de,
İnsan ne kadar büyük stres altında olursa olsun, hep şimdiki zamanda kalmalı, ayaklarını yere sağlam basmalı(ne çok sert ne çok hafif, raad olmalı yani), yaptığı şeyin ne kadar zor ya da yorucu olduğu ile değil yaptığı şeyin ne olduğuyla ilgilenmeli, her aşamada hedefler koymalı ve bunları sürekli revize etmeli. Yapmayı seçtiğimiz şeyleri ve yapmayı planladığımız seviye dahilinde. Birtakım karaktersiz orospu çocuğu sürülerine rağmen.
Öncelikle quantumcu inorganikçi birtakım oropsu çocuklarına lafım:
Quantum: Averajda 25 çakmışım curve'e ırzını sktiimin çocuğu, bb nedir?
Inorganic: Finalde 83 aldım lan curve'e 30 çaktım, cb nedir ha?
Gördüğünüz gibi bir miktar sinirliyim. Çevremde başını şişirebileceğim bir Asuş olmadığı için bir yere lazım yazmak.
İyi yaptığı şeyi sorgulamıyor kişioğlu, bu yüzden hep aynı kişiler kürek çekiyor.
Neden yaptığımız şeyi yapmaya devam ediyoruz? Daha spesifik olmak gerekirse, neden kürek çekiyorum?(Çünkü, neden bu içerisi dışarısından soğuk, egomanyağı hocaların ve embesilötesi öğrencilerin barınağı, sktiriboktan bölüme devam ettiğim sorusunun cevabı çok büyük bir muamma sayılmaz.)
Cevabı tam olarak bilmiyorum. Bu sezon kürek çekmem bir hata mıydı, bunu da bilmiyorum. Fakat gerçekten de bugün yaşadığımız şeylerin etkisini yarın görmemiz gibi bir durum söz konusu olmak zorunda değil.
Evet, antreman yapıyorum. 5 yıl önce de antreman yapıyordum. Antremanlar çok fazla değişmedi, derecem de fazla değişmedi(pöh), ve yaptığım şeyler az çok aynı olsa da her şey farklı. "Bu yıl" benim için farklı bir durum ve eminim(umarım), bu yıl yaşadıklarım bana daha önce sahip olmadığım bazı şeyler katacak.
Bugün Petar'i hamama götürdük, Baha keseledi adamı :) Kamp fena gitmiyor, ama su kötü genelde.
Aslında kürekle ilgili olmayan pek çok şey var düşündüğüm ama sktiret şimdi.
Yine de,
İnsan ne kadar büyük stres altında olursa olsun, hep şimdiki zamanda kalmalı, ayaklarını yere sağlam basmalı(ne çok sert ne çok hafif, raad olmalı yani), yaptığı şeyin ne kadar zor ya da yorucu olduğu ile değil yaptığı şeyin ne olduğuyla ilgilenmeli, her aşamada hedefler koymalı ve bunları sürekli revize etmeli. Yapmayı seçtiğimiz şeyleri ve yapmayı planladığımız seviye dahilinde. Birtakım karaktersiz orospu çocuğu sürülerine rağmen.
21 Ocak 2011 Cuma
AKP'nin bastığı düğme
![]() |
| Yine, yeniden... |
Tamam kadrolaşın polis, asker, hukukçu vs. olarak. Halihazırdakiler de bi bok değiller zaten. Memleket de ne oluyorsa olsun. Siyasi stratejilerinizi ortamı germek üzerine kurun, kutuplaştırın ülkeyi, bölünüyorsa bölünsün, federasyon falan olsun. (O zaman sıçarsınız ama, fakir ve dandik bölgeler olan doğu, iç anadolu ve karadenizde takılırsınız.) Ülke gerildikçe gerçekten de oy oranınız artsın.(Ne güzel her şey.)
Kemal Kılıçdaroğlu da tam 0(sıfır) vizyon devlet memuru gibi çabalıyor gerçekten de(bir şeylere). Erzurum'a gidip kahvede tavla oynayıp kıtlama şeker ile çay içince iktidara geleceğini düşünüyor. Hayal kırıklığına uğrattı beni, küçük AKP olacaklar cidden Kerem'in dediği gibi.
MHP de şaka gibi hanımınız oy vermiyor, sokaktan adam bulun oy versin bize gibi şeylerle uğraşıyorlar.
Hüseyin Çelik var şimdi. "propanda(propaganda demek istiyor)." "Biyalingual(bilingual demek istiyor)." "Birbirimize sert yapmamızın bir anlamı yok." "Gugıl yalan söylemez." gibi şeyler söylüyor.
Dün de Genç Bakış'da öğrenci konseyi başkanları vardı. O da ayrı bir bombaydı.
Amına koyayım böyle yerin, günlük siyaseti takip etmeyi bırakıyorum kesinlikle.
10 Ocak 2011 Pazartesi
Fena değil eheh. İyi hatta. Müge Boz adı da.
Kaç yıldır yaşıyorum, hala aman insanlar şöyle yok hayat böyle diye konuşup duruyorum ya. Bir de şey düşündüm, bu amınakodumun yaşlıları haftada otobüse en çok 5 kez falan bedava binebilse her şey daha iyi olmaz mı? Olur.
Bir de bugün Asuş'a da dediğim gibi, insanlar beni sevmiyor sanki ya ehe. Yani arkadaşlarım değil de tanıdıklarım, çok samimi olmadıklarım falan.
Ve de nach der Arbeit ist vor der Arbeit. Özellikle finallerde.
Kaç yıldır yaşıyorum, hala aman insanlar şöyle yok hayat böyle diye konuşup duruyorum ya. Bir de şey düşündüm, bu amınakodumun yaşlıları haftada otobüse en çok 5 kez falan bedava binebilse her şey daha iyi olmaz mı? Olur.
Bir de bugün Asuş'a da dediğim gibi, insanlar beni sevmiyor sanki ya ehe. Yani arkadaşlarım değil de tanıdıklarım, çok samimi olmadıklarım falan.
Ve de nach der Arbeit ist vor der Arbeit. Özellikle finallerde.
7 Ocak 2011 Cuma
Ne yapacağını bilen kişi asla yaşamaz bu hayatları. Herhangi bir insan iddia edebilir mi her gün aynı şeyi yapmak isteyeceğini? Konformist ipnetorlar iddia edebilir bunu ancak.
Yaşamının sonuna kadar aylak aylak dolaşacak paran olsa ne olur ki? Daha mutlu olur musun?(Tabi olursun da yeterince mutlu olur musun?) Tüm cevapları bilsek mutlu olur muyuz? Hayır tabi.
Yaşamının sonuna kadar aylak aylak dolaşacak paran olsa ne olur ki? Daha mutlu olur musun?(Tabi olursun da yeterince mutlu olur musun?) Tüm cevapları bilsek mutlu olur muyuz? Hayır tabi.
5 Ocak 2011 Çarşamba
Porno
Dangalak bir kadın var şimdi Ntv'de, "Biz de tabi bu pornoları inceliyoruz, ne var ne yok görmek için. Porno izleyen insanların psikolojisini anlamaya çalışmak için bunu yapmamız gerekiyor." dedi. Hanımefendinin porno izlemeyi hastalık gibi gösterdiği bu sözler Türkiye'de internet kullanıcılarının yüzde 85'inin internette porno arattığı göz önüne alınırsa eö safça diyelim.
Şu Bilgi Üniversitesi'nde vuku bulan olaylardan sonra okuduğum yorumların büyük bir kısmı "öyle özgürlük mü olur, o zaman sikişip sokuşsun herkes." anafikrinde ve her ne kadar halkın mallığına sinirlenmek hiç cool bir davranış olmasa da ben bir miktar sinirlenerek bu konuda bir şeyler yazmak istedim.
Aslında tam ENG211 ya da 102 dersi teması olurmuş bu konu, keşke seçseydim zamanında ehe.
Öncelikle NTV'deki hanımın belirttiği ve genel feminist bikbiklenmesi olan "Ay kadın metalaştırılıyor, kadın bedeni ete indirgeniyor." türü yaklaşımlarla aynı mantıkla "Asıl erkek istismar ediliyor, sadece pipisinden yararlanılan, yüzüi karakteri olmayan bir objeye dönüştürülüyor." denilebilir. Tamam, biraz demagoji yapmış oluyorum, ama günümüzde porno sektörü çok geliştiği için(yılda 55 milyar dolar falan gibi cirolara sahip) erkeğin de et olarak görüldüğü ve hatta aşağılandığı, bağlandığı vs. pornolara ulaşmak mümkün. Ayrıca feministler bir sktirsin gitsin, çok banaller.
Bu noktada savunmak istediğim durum şu an okuduğum kitabın savunduğu argümanlarla da bir noktada çakışıyor.(Her noktada değil tabi bir sosyal demokrat olarak ehe) İnsanın her türlü insanla her şekilde sevişmesi, ensest falan dahil(tabi reşit oldukları durumda) bir özgürlüktür. İnsanlar bu ilişkilerinin niteliğini mahrem ya da halka açık olarak belirlemek hakkına sahiptir.(İlişkiler konusundaki düşüncelerime girmiyorum.) Bu basit ve açık özgürlük doğrultusunda da porno, kadın-erkek eşitliği dışında hiçbir açıdan mahkum edilemez sanırım. Kadın-erkek eşitliği, ya da işte bir şeylerin nesneleştirilmesi hususu da porno ile sınırlı değil, diğer türlü alanda da mevcut, sinemada da bir arzu nesnesi olarak türlü filmde kullanılıyor kadın bedeni.
Spartacus dizisi bu açıdan güzel bir örnekti aslında, seksi tabu olmaktan çıkarıyor ve erkeği de en az kadın kadar bir arzu nesnesi olarak sunuyordu.(ki nothing's wrong with it yane).
Ondan sonracığıma pornoya ulaşmak kolaylaştıkça seks suçları azalıyormuş. Kimse sapık-mapık olmuyor yani.
Diğer bir itiraz da idealize edilmiş vücutların, sıradan insanın cinsel yaşam algısına zarar verebileceği. (Büyük pipiler, memeler, çıkarıp ağza boşalmalar falan ehuehe) Bu da porno ile ilgili bir sorun değil, kadın dergilerini, erkek dergilerini, daha bir çok şeyi katabiliriz bu hedeye.
Neyse sıkıldım. Baştaki heyecanım kalmadı. İdeal bir üniversitede özgürlük olmalı ve bunun sınırı tüm tabuların ötesinde olmalı. Porno da baya iyi bir şey. Hem izliyoruz, hayatımızda asla göremeyeceğimiz kadar çok çıplak insan görüyoruz, hem de interneti ve diğer bir sürü sektörü ayakta tutan yegane şey.
Son olarak, internet ve porno, özgürlüklerin kısıtlı olduğu ülkelerde özgürlüklerin gelişmesini sağlayabilir belki, herkes pornoya erişebilirse bu durum tabu olmaktan çıkabilir. Bunun sonucunda da diğer tabuların da yıkılmasına önayak olabilecek bir ortam oluşabilir falan. Bilemiyorum.
Bu arada Melih Başkanıma toplu taşıma zamları için teşekkür ediyorum. Özellikle de %10 olan zamma ortalama %5 diyerek, zammın tüm haberlerde %5 olarak duyurulmasını sağlaması gerçekten takdire şayan bir başarı.
Edit 14.06.2012: Kötü bir yazı.
Şu Bilgi Üniversitesi'nde vuku bulan olaylardan sonra okuduğum yorumların büyük bir kısmı "öyle özgürlük mü olur, o zaman sikişip sokuşsun herkes." anafikrinde ve her ne kadar halkın mallığına sinirlenmek hiç cool bir davranış olmasa da ben bir miktar sinirlenerek bu konuda bir şeyler yazmak istedim.
Aslında tam ENG211 ya da 102 dersi teması olurmuş bu konu, keşke seçseydim zamanında ehe.
Öncelikle NTV'deki hanımın belirttiği ve genel feminist bikbiklenmesi olan "Ay kadın metalaştırılıyor, kadın bedeni ete indirgeniyor." türü yaklaşımlarla aynı mantıkla "Asıl erkek istismar ediliyor, sadece pipisinden yararlanılan, yüzüi karakteri olmayan bir objeye dönüştürülüyor." denilebilir. Tamam, biraz demagoji yapmış oluyorum, ama günümüzde porno sektörü çok geliştiği için(yılda 55 milyar dolar falan gibi cirolara sahip) erkeğin de et olarak görüldüğü ve hatta aşağılandığı, bağlandığı vs. pornolara ulaşmak mümkün. Ayrıca feministler bir sktirsin gitsin, çok banaller.
Bu noktada savunmak istediğim durum şu an okuduğum kitabın savunduğu argümanlarla da bir noktada çakışıyor.(Her noktada değil tabi bir sosyal demokrat olarak ehe) İnsanın her türlü insanla her şekilde sevişmesi, ensest falan dahil(tabi reşit oldukları durumda) bir özgürlüktür. İnsanlar bu ilişkilerinin niteliğini mahrem ya da halka açık olarak belirlemek hakkına sahiptir.(İlişkiler konusundaki düşüncelerime girmiyorum.) Bu basit ve açık özgürlük doğrultusunda da porno, kadın-erkek eşitliği dışında hiçbir açıdan mahkum edilemez sanırım. Kadın-erkek eşitliği, ya da işte bir şeylerin nesneleştirilmesi hususu da porno ile sınırlı değil, diğer türlü alanda da mevcut, sinemada da bir arzu nesnesi olarak türlü filmde kullanılıyor kadın bedeni.
Spartacus dizisi bu açıdan güzel bir örnekti aslında, seksi tabu olmaktan çıkarıyor ve erkeği de en az kadın kadar bir arzu nesnesi olarak sunuyordu.(ki nothing's wrong with it yane).
Ondan sonracığıma pornoya ulaşmak kolaylaştıkça seks suçları azalıyormuş. Kimse sapık-mapık olmuyor yani.
Diğer bir itiraz da idealize edilmiş vücutların, sıradan insanın cinsel yaşam algısına zarar verebileceği. (Büyük pipiler, memeler, çıkarıp ağza boşalmalar falan ehuehe) Bu da porno ile ilgili bir sorun değil, kadın dergilerini, erkek dergilerini, daha bir çok şeyi katabiliriz bu hedeye.
Neyse sıkıldım. Baştaki heyecanım kalmadı. İdeal bir üniversitede özgürlük olmalı ve bunun sınırı tüm tabuların ötesinde olmalı. Porno da baya iyi bir şey. Hem izliyoruz, hayatımızda asla göremeyeceğimiz kadar çok çıplak insan görüyoruz, hem de interneti ve diğer bir sürü sektörü ayakta tutan yegane şey.
Son olarak, internet ve porno, özgürlüklerin kısıtlı olduğu ülkelerde özgürlüklerin gelişmesini sağlayabilir belki, herkes pornoya erişebilirse bu durum tabu olmaktan çıkabilir. Bunun sonucunda da diğer tabuların da yıkılmasına önayak olabilecek bir ortam oluşabilir falan. Bilemiyorum.
Bu arada Melih Başkanıma toplu taşıma zamları için teşekkür ediyorum. Özellikle de %10 olan zamma ortalama %5 diyerek, zammın tüm haberlerde %5 olarak duyurulmasını sağlaması gerçekten takdire şayan bir başarı.
Edit 14.06.2012: Kötü bir yazı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









