7 Ocak 2009 Çarşamba

Resim de koyayım


Ana Ivanovic en sevdiğim aktif bayan tenisçi. Süper servisleri, çok güzel winnerları var, forehand'i başarılı oldukça. Agresif oyununu işler kendisi için kötü giderken bile sürdürmeye çalışması oldukça takdire şayan. Pasif bir oyun oynamıyor, saldırıyor mütemadiyen, buna oyunun kırılma anlarında bile tavizsiz devam ediyor. Sharapova gibi iğrenç bir insan değil, bağırmıyor falan. Çok sempatik. Henin gibi karakteristik backhand'leri yok belki, stili çok kendine has sayılmayabilir, ama ben baya beğeniyorum. 87'liydi sanırım hem de.

2 Ocak 2009 Cuma

Wasted Years ya da Die With Your Boots On

Nostalci tüneli oldu bu yeni günün ilk saatleri benim için. Rapor yazacağım diye girdim MSN'ye, ama eski sevgililer ve eski arkadaşlarla ilgili konuşup durduk arkadaşlarımla. Üstüne bir de Iron Maiden açtım, zaman tüneli oldum, eski zaman oldum, falan oldum. Şu an beylik cümlelerden başka birşey yazacak durumda değilim, ama yazmasam da olmayacak. Yaralar almadan, kabuk bağlamadan hayata devam edilmiyor değil mi ama:) Güzel yine de, metal ateşi var mesela, sonra Purple Haze var ve de vanilyalı puding var. Bir de Arnold Şıvartzeneger'in "I'll be back." deyişi var.

1 Ocak 2009 Perşembe

Yahudiler, Ermeniler, Ölümler



Yazıyı bitirmek için, Oktay Akbal'ın köşesine aktardığı, İngiliz filozofu Bertrand Russel'ın “Geleceğin insanlarına hangi öğüdü vermek istersiniz?” sorusuna verdiği cevaptan daha güzel bir ifade bulamam sanırım.

“...bilgileriniz insanın hiçbir zaman elde etmediği güçler veriyor size. Bu güçleri iyiye de kullanabilirsiniz, kötüye de... İnsanlığın bir aile olduğunu, hep birlikte mutlu ya da hep birlikte mutsuz olacağını aklınıza koyarsanız bu gücünüzü iyiye kullanabilirsiniz. Büyük yığınların yoksulluğu üstüne kurulmuş bir azınlığın mutluluğu sağlayabileceği günler geçmiştir. O zamanlar geçmişte kaldı. İnsanlar katlanamaz artık buna. Mutlu olmak isterseniz başkalarının da mutlu olmalarının gerektiğini öğrenmeye alışmak zorundasınız.”


Sonradan Edit: Ermenilere özür dileme kampanyası ile ilgili bir yazıydı, fazla malarma sebebiyle sildim, sonunu bıraktım.

Dolmuşta Uyulacak Adab-ı Muaşeret Kuralları

Günde 4 kere dolmuşa binmemden ötürü dolmuş dinamiklerini önemsiyorum. Bu sebepten ötürü dolmuşta uyulması gereken adab-ı muaşeret kurallarını oluşturdum. Kurallar Ankara dolmuşlarını düşünerekten yazıldı ama diğer şehirlere de uyarlanabilir sanırım. Keşke her insanımız uysa bu kurallara, yolculuğumuz daha keyifli geçse..

- Sıranın arasına kaynak yapmamalıyız gibi kuralları geçiyorum. Öncelikle, dolmuşa bindiğimiz vakit paramızı hazırlamış olsak ne güzel olur.

-Örneğin 2 lira para vereceksek, yanımızda oturan kişi de bozuk para veriyorsa ,kendi paramızın üstünü yanımızda oturan kişiden temin ederek paraları birarada göndermeliyiz.

-Üstteki hususa mukabelen, bize iletilen bozuk paralar çok fazla çoğalırsa, arkamıza dönüp, "Bu kaç kişi?" veya "Bu tam mı?" falan gibi sorular sormamalıyız. Bozuk para yığınını önümüzdeki kişiye/şöföre iletmeliyiz.

-Arkadan kendisine iletilen parayı görmezden gelen, iletim zincirine girmemekte direnen kişi, çok afedersiniz, orospu çocuğudur. Binmeyin efendim dolmuşa, sanki siz de bir yetmiş vermiyormuş gibisinden nedir bu tavırlar böyle? Tahtırevanınıza binin öyle gidin, dolmuş ruhunu anlamamışsınız siz.

- Burda çok önemli bir noktaya temas etmek istiyorum. Oturan kısmın oluşturduğu para iletim zinciri, ayaktakilerin para iletim zincirinden ayrıdır. Ayaktakiler, parasını iletmesi için oturanlara verebilir, ama oturanlar ayaktakilere veremez. Bu kuralı genelde teyzeler bozuyor, hoş karşılamıyorum bunu.

-Lakin üstteki kuralın bir istisnası da şudur ki, önde öpüşen çift vb. varsa, onları rahatsız etmemek amacıyla ayaktakilere iletilebilir para.

-Para üstünüzü uzatan kişiye teşekkür edin.

-Olağandışı haller dışında dolmuşta kadınlara yer vermek hoş değil. Ayrımcılığa giriyor bu durum, normal insan onlar da.

-Yaşlı insanlar nasıl olsa biri yer verir düşüncesiyle binmesinler dolmuşa. Çok pis küfrediyorum onlara içimden. Oturmak istiyorlarsa beklesinler biraz daha, boş dolmuşa binsinler. Otobüsleri de var zaten bedava, sabah akşam geziyorlar oturarak, ama dolmuş otobüs değildir.

-Bazen şöför mahallindeki beyefendinin kulakları ağır işitebiliyor. Arkadan biri, gönderilmemiş para üstünü istiyor da, şöför bunu ısrarla duymuyorsa dolmuş ruhunun gereği olarak siz de "Hocam,5 lira üstü varmış." deyin. Bakın ne güzel, dolmuşta nasıl da sımsıcak bir ortam oluştu değil mi?

-Genelde söylemeseniz de olur, ama arkadan koşarak dolmuşa yetişmeye çalışan kişinin çok acelesi varmış gibi görünüyorsa "Hocam, gelen var." deyin.

-Bu kural toplumca kabul görmeyebilir. Ama bence dolmuşta kulaklığından dışarı bir miktar ses çıkaran kişilere hoşgörü göstermeliyiz. Müzik güzel birşey, dinlesinler işte. İlla ki birşey diyecekseniz, artist bir piçmişçesine, "O sesi biraz kısalım istersen." benzeri cümleler yerine "Hocam, müziğin sesini biraz kısabilir misiniz acaba?" gibi bir cümle kullanın.

30 Aralık 2008 Salı

Hayvan Gibi Romantiğim

Bir de buraya zehir zemberek bir özür dileme kampanyası yazısı yazacaktım. Ama bir türlü yazamadım, ders de çalışamıyorum, basiretim bağlandı heralde:) Herneyse, onun yerine başka birşey yazacağım.

Zihnimde net bir görüntü var. Kerem beyin yazlığında beni misafir ettiği sırada, başarısız disko çıkarmamızdan kalan.

İçki, dup dup diye çalan, insanların beyinlerine tecavüz eden müzik ve birbirine aç gözle bakan insanlardan oluşan bir eğlence anlayışı, değişik bir eğlence anlayışı takdir edersiniz ki. Bazı insanlar baya seviyor bu anlayışı ama, benim de arkadaşlarım var aralarında. Dejenere gençlik işte, eheh.

Görüntüyü anlatacaktım.

Bir oğlan ile kız var. Tahminim o ki yaşları 18 civarında. Birbirlerine yaklaşıp dans etmeye başladıklarını gördüm, ve o iğrenç ortam artık o kadar da iğrenç değildi. Farklı bir yerdeydiler sanki.

İstekli, ama hafif utangaç bir edayla birbirlerine yaklaştılar. Gülümsüyorlardı birbirlerine. Bir süre dans ettiler, sonra kız ellerini oğlanın beline koydu. Saf ve güzel görünüyorlardı, ilk aşk gibi..

Ay, ne biliyim çok güzeldi işte. Romantik hislerimi kamçıladılar:) Aşk, gençlik falan ne güzel. Megadeth de çok güzel[Ne güzel bağladım:)].

Ben de hayatımı beraber geçireceğim kadını bulurum umarım, evet.

Sabah, bir satırlık entry'me konu olan iş bitirici bir insan olmuş olmam, saatini yanlış hatırlayıp kaçırmış olduğum sınav için 4 hafta sonunda make up istemeyi başarmış olmamdandı. Şimdi o kadar iş bitirici hissetmiyorum.
Şu an tarih 8 Aralık 2008, saat ise tam olarak 10:58. Ve ben tam şu sırada çok iş bitirici bir insanım artık. Hoba

Tekbir Getirip Yahudileri Lanetleyen İnsanlar

Bu insanları izledim bugün haberlerde. Ellerinde Türk bayrakları, "Allahuekber" diyerek İsrail bayraklarını yakıyorlar, yeterince derlerse Allah'ın, holy strike basıp İsrail'i yok edeceğini falan düşünüyorlar heralde. Ama şunu bilsinler ki o düşünmeyen bağnazlar sürüsünün Filistin'i savunmaya hakkı yok.

Demokrat Parti'den itibaren yıllardır oy verdiğiniz dindar partiler gidip İsrail ile ittifak kurmadı mı? O, hacca gittiğiniz Arabistan ve diğer Arap ülkeleri petrol içinde yüzüp, yüzdükleri petrolü sizin cihat yapmak istediğiniz ülkelere satmadılar mı? Belki de İslamın gelişi sayesinde, dünya tarihinden silinmekten kurtulmuş olan bilmem kaç tane Arap ülkesi, müslüman Filistinli kardeşlerinden sırtlarını dönüp, Abd ve İsrail ile ittifak kurmuyorlar mı?

Ama, siz bunları asla aklınıza getirmezsiniz. Niye böyle oluyor hiçbir fikriniz yok değil mi? Hatta, daha da güzeli var, tüm bu olanların sebebi yahudi ve hıristiyan kafirler. Hepsinin yok edildiği, dünyada sadece islamın bayrağının dalgalandığı zaman bütün acılar bitecek, imanlı kardeşlerimiz derinden bir coşku ile Allah-u Teala'nın adını haykıracak. Filistinli müslüman kardeşlerimizin ölmesinin sebebi bu değil mi? Kafirler..

Biliyorum ki, bunu asla o tabulardan ibaret beyinlerinize sokamayacaksınız. Siyasi görüşünüz "Müslüman olsun, bir de çalsın ama çalışsın."dan ibaret. Ama görseniz keşke. Görseniz ki, kapitalizmin dini yoktur. Sömürür, yakar, yıkar, yok eder. Sermayenin çıkarları neyi gerektiriyorsa o olur. Savaşsa savaş, barışsa barış. Bu bir din savaşı mı? Neden 2 milyar müslüman Filistin'e yardım elini açmıyor o zaman? Başımıza getirdiğiniz o dindar parti neden Amerika'nın talimatlarını eksiksiz yerine getiriyor?

Sorgulamayın. Hayatınızı, dünyayı, sistemi, dini sorgulamayın.

Sonradan Edit: MAL Buğra 3.